iş hayatında cam tavan engellerini aşan kadın yönetici
iş-hayatı

Cam Tavanı Kıran Kraliçe Arı Olmak: Mit Mi? Gerçek Mi?

Son güncelleme:

İş hayatında kadın olarak var olabilmenin zorluklarını neredeyse hepimiz deneyimliyoruz. Birçok yasal gelişmeye rağmen dünyanın hiçbir yerinde cinsiyet eşitliği hala sağlanamamış durumda.

Kadınların çalışma hayatına katılımı nicelikte artsa, hatta İsveç ve Norveç gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde eşitliğe çok yaklaşılmış olsa da eşitliğin niteliğiyle ilgili problemler devam ediyor. Örneğin İsveç’te kadınların part time çalışma oranı hala erkeklerden çok daha fazla. Kadınların iş hayatında yer almasını kolaylaştıran ve artıran bir faktör olarak görülse de aslında ev işleri ve çocuk bakımının sorumluluğu çoğunlukla kadınlara yüklendiğinden kadınlar ev-iş dengesini sağlamak ve kendi hayatlarını kolaylaştırmak için bunu fırsatmış gibi algılamaya mecbur bırakılıyorlar.

Part time çalışma; kadınların çalışma hayatını kolaylaştıran ve artıran bir faktör ama çoğunlukla cinsiyet rollerinden dolayı ev içi sorumluluklar dengeli paylaşılamıyor. Bu durumda, part time çalışma çoğu kadın için mecburi bir seçim oluyor.

Part time çalışmayı çoğumuz birçok sebepten avantaj gibi görüyor olabiliriz. Kendimize daha çok zaman ayırma özgürlüğü olarak düşünebiliriz ama tam zamanlı çalışmaya göre maddi kazancı çok daha az olduğundan kadın-erkek gelir eşitsizliğinin en temel sebeplerinden biri. Bir diğeri; “cam tavan sendromu” (glass ceiling).

Cam Tavan Nedir?

“Cam tavan” ilk kez 1984’te Working Woman editörü Gay Bryant’ın kullandığı bir terim.

Byrant; kadınların iş hayatında belli bir yere ulaştığını ama orta yönetim kademesinde sıkışıp kaldıklarını söylüyor. Bunu “cam tavan” olarak tanımlıyor.

Kadınlar belli bir noktaya ulaştı. Orta kademe yönetimin zirvesindeler ve duruyorlar, sıkışıp kalıyorlar. Ben buna cam tavan diyorum.

Gay bryant

Cam ve tavan kelimeleri; kurumsal hayatın merdivenlerini tırmanırken ilerisini cam gibi tüm şeffaflığıyla görebildiğimizi ama ne kadar ileriye gidebileceğimizin tıpkı bir tavan gibi üst sınırı olduğuna inandığımızı anlatıyor. Çoğunlukla erkeklerin olduğu üst düzey pozisyonlara erişmenin ve bunu aşmanın neredeyse imkansız olduğuna inandığımız çalışma koşulları için kullanılıyor.1

iş hayatında cam tavan(glass ceiling) nedenleri

Kadınların kariyerlerinde yükselmelerini, üst düzey yönetici pozisyonlarında yer almalarını dolayısıyla yüksek gelir elde etmelerini engelleyen soyut bir bariyer anlamına geliyor. Bu bariyerde, kadına ve erkeğe yüklenen roller nedeniyle kadınların ev ve iş hayatı sorumluluklarını dengelemeye mecbur bırakılmalarının etkisi çok fazla.2

Aynı ölçüde, şirketlerin ya da kurumların organizasyon yapısında ve yönetiminde benimsenen tutumlar da etkili. Örneğin erkek egemen bir yapıysa, gayri resmi iletişimlerde kadınların kendine alan bulması zor olabiliyor. Cinsiyete göre farklılaşan bu iletişim kanalı, bir “cam tavan bariyeri “haline gelebilyor.3

Peki Ya Cam Tavanı Kırıp Geçen Kadınlar?

Elbette iş hayatında bütün bu engelleri aşan, bariyerleri yıkan ve bunun için fazlasıyla özveride bulunmuş çok başarılı, üst düzey yönetici kadınlar var.

“Kraliçe arı” sendromu (queen bee), bu üst düzey pozisyondaki bir kadının, kendisi gibi cam tavanı kırmak isteyen diğer bir kadına yardım etmemesi, kendi konumunu korumak ve yükselmek için destek olmaması anlamına geliyor. 4

karşılıklı masada çalışan üç kadın

Okurken belki bazılarınız buna katılıyorsunuz, belki “evet, benim yöneticim de kadın ve gerçekten bana hiç yardımcı olmuyor aksine her şeyi zorlaştırıyor” diyorsunuz. Belki de bundan yakınan birini duymuşsunuzdur.

Ama araştırmalar, kadınlara yapıştırılan bu tabirin aslında geçerli olmadığını gösteriyor.

Neredeyse her üst düzey yönetici kadının yaftalandığı “kraliçe arı” etiketi bir mitten ibaret.

Bir araştırmada, üst düzey yönetici erkeklerin sosyal ilişkiler yoluyla diğer erkekleri destekledikleri ama destek görmediklerinde de genelde suçlanmadıkları görülüyor. Bu erkeklerden kadınları desteklemeleri de beklenmiyor ya da desteklemedikleri için suçlanmıyorlar. Hatta aksine erkeklerin benzer davranışları kabul edilirken ya da göz ardı edilirken kadınların “kraliçe arı” olarak etiketlenmesinin cinsiyetçiliği sürdürdüğü söyleniyor.5

Başka bir araştırmada, Standart&Poor’s şirketinin üst yönetimi inceleniyor. Araştırmacılar, başta “kraliçe arı” sendromunu destekleyen bir durumla karşılaşıyorlar: Bir kadın üst yönetici pozisyonuna geldiğinde ardından başka bir kadının daha bunu başarma olasılığı %51 azalıyor. Daha sonra bunun “kraliçe arı”dan değil, en üst yönetici pozisyonunda bulunan bir erkekten kaynaklandığı anlaşılıyor. Bir kadın en üst düzey yöneticiliğe geldiğinde ise tam tersi kadınların üst yönetime katılmaları yükseliyor.

Araştırmalara göre; üst düzey yönetici kadınlar “kraliçe arı” olmanın aksine kadınlar için kariyer fırsatı yaratıyorlar. Ayrıca birbirini desteklemenin getirdiği somut faydalar da kanıtlanmış durumda: Üst düzey yönetici kadınların ekiplerindeki kadınlarla dayanışma göstermesi ve onları desteklemesi kendi maaşlarının da artmasına neden oluyor.

Aslında “kraliçe arılar” düşünüldüğünden çok daha azlar. “Erkekler saldırgan, kadınlar naziktir” kalıplarını içselleştiriyoruz. Kadınlardan daha hassas, daha kibar olmalarını bekliyoruz. Bu yüzden klişeleri alt üst eden kadınlarla karşılaştığımızda da onları eleştirirken çok daha acımasız olabiliyoruz, yargılıyoruz.

Elbette hemcinslerimiz arasında kadınlar desteğe ihtiyaç duyarken köstek olan, başarı yalnızca kendilerine hasmış gibi davranıp başkalarını göz ardı edenler var. Ama bu tutum cinsiyetlerine özgü değil, bunun kadın olmalarıyla alakası yok!

Lütfen birbirimize bunu hatırlatalım, iş yerinde yöneticimiz kadınsa ve aramızda bir çatışma varsa bunu lütfen cinsiyetine mal etmeden, onu “kraliçe arı” olarak yaftalamadan bunu hatırlayalım:)

Kadınlar aynı fikirde olmayabilir, hatta rekabet edebilir ve yine de birbirlerine destek olabilirler. Bir kadın başka bir kadına yardım ettiğinde ikisi de fayda sağlar. Ve kadınlar birbirlerinin başarılarını kutladıklarında hep birlikte yükseliriz.

Sheyrl Sandberg ve Adam Grant’ın dediği gibi; “Kadınlar aynı fikirde olmayabilir, hatta rekabet edebilir ve yine de birbirlerine destek olabilirler. Bir kadın başka bir kadına yardım ettiğinde ikisi de fayda sağlar. Ve kadınlar birbirlerinin başarılarını kutladıklarında hep birlikte yükseliriz. “

Okuduğunuz için teşekkürler,

Sevgiler

*Cam tavan; cinsiyet çalışmalarının yanı sıra etnik köken çalışmalarında da kullanılan bir terimdir. Azınlık gruplar için de geçerlidir.

KAYNAK:

1S. Boyd, Karen; “Glass Ceiling” Encyclopedia of Race, Ethnicity, and Society, Ed: Thousand Oaks, CA: SAGE, 2008, s.549-552.

2Urhan, Betül; “Kadın Emeği ve Toplumsal Cinsiyet”, Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları, Haz. Feryal Saygılıgil, Ankara Dipnot Yayınları, 2016, s. 121-151.

3Yörük Karakılıç, Nilüfer; ” Evaluation of Glass Ceiling Syndrome In Terms of Gender Discrimination Perception”, Journal of Management and Economics Research, 17/2, 2019, s.214-233.

4Baumgartner, Mindy S.; Scheider, David E.; “Perceptions of Women in Management: A Thematic Analysis of Razing the Glass Ceiling”, Journal of Career Development, 37/2, 2010, s.559-579.

Mavin, Sharon; “Queen Bees, Wannabees and Afraid to Bees: No More “Best Enemies” for Women in Management?”, British Journal of Management, 19/1, 2008, s.75-84.

*Sandberg, Sherly; Grant, Adam; “The Myth of Catty Women”, The New York Times, 2016.